BU YAZ JANDARMA VE POLİS İÇİN ZOR OLACAK

Abone Ol

Üç beş çocuk, elektrikli bisikletleriyle hastane yolundan Bursa Caddesi’ne doğru ölümüne pedal çeviriyor. Onların aldığı bu tehlikeli keyfi görünce, ister istemez yıllar öncesine, kendi çocukluğuma gidiyorum.

Biz çocukken kendi tahta arabalarımızı kendimiz yapar, onları iterek tepenin başına kadar taşır ve yokuş aşağı ölümüne sürerdik. Bazen dümen hakimiyetini kaybeder, bazen tekerlek kırılır ya da yerinden çıkardı; taklalar atarak oramızı buramızı çizer, kanatırdık.

Ancak zaman çok değişti. Bizim çocukluğumuzun en ağır küfürleri bile bugünkünün yanında masum kalırdı. Şimdiki çocuklar —kızlar da dâhil— öyle galiz küfürler ediyorlar ki duyunca ben utanıyorum. Yaşları en fazla 6, 7 bilemediniz 10 olan bu çocukların kimin nesi olduğunu bilmem ama ellerindeki gazoz şişelerini, büyüklerinden gördükleri gibi çöp tenekesinin yanına fırlatıp kırıyor; ardından da Yeşilçam jönü Erol Taş gibi kahkaha atıyorlar.

Bizim çocukluğumuzda ne bu kadar araba vardı ne de böyle bir trafik. Şimdiyse araçlar vızır vızır geçiyor. Çocuklardan biri dengesini kaybetse, kaza sonuçları çok vahim olacak. Ama bu bisikletleri onlara alan anne babaların bu tehlikeden habersiz olması imkânsız. Bazen insan düşünmeden edemiyor: Bu ebeveynler "Çocuk ölsün de kurtulalım" kafasında mı, yoksa olası bir kazada karşı tarafa kan davası açıp bedavadan para kazanma derdinde mi?

Yol ortasında bisiklete binenler bir dert, elektrikli bisikletler ayrı bir dert, egzoz patlatan motorcu gençler ise bambaşka bir dert... Kolluk kuvvetleri bunları kovalasa ayrı dert, yakalayıp kanuni işlem yapsa ayrı bir dert. Allah korusun, cezai işlem uygulanan çocuk bir parti başkanının yahut nüfuzlu birinin evladıysa, o memur kendine tayin yeri beğensin! Adalet yok, ahlak yok, liyakat yok!

Çocuklar ve gençler aşırı, haşarı hareketler yapmakta kendilerince haklı olabilirler; ne de olsa hepimiz o yollardan geçtik. Peki ya yeni nesil, denetimsiz, üç tekerli şeytanları ne yapacağız?

Kimi hayata eşek sırtında başlayıp bu üç tekerli elektrikli araçlara terfi etmiş; kimi ise hayatında eşeğe bile binmemiş kadınlar, kucaklarında torunlarıyla ana yolda, çevre yolunda, köy içinde, çarşı ortasında trafikteler! Trafik kuralı bilmezler, sinyal kullanmayı akıl etmezler. Küçücük araçlarını park ederken bile başkalarını hiç düşünmeden öyle bir orta yere bırakırlar ki, iki aracın park hakkını gasp edip kul hakkına girerler. Yolun tam ortasından, arkalarına bile bakmadan giderler de arkadaki bir aracın kendilerini sollama ihtimalini zerre hesaba katmazlar.

Zaten ülkemizde normal araç kullanan, sözde "ehliyetli" şoförler de ya yolun tam ortasından gider ya da çift şeritli bomboş yolda sol şeridi kapatır. Çok şeritli yollarda sol şerit sadece sollama şerididir; sağ şerit boşken soldan gidilmez. Kanunlar dünyanın her yerinde aynı olsa da bizde siyaseten "sağ" tercih edilirken, araç kullanırken nedense bomboş yolda bile "sol" şerit işgal edilir. Ne hikmetse trafik polisi bile bu duruma ses çıkarmaz! Sonra da yol vermeme kavgaları ve yol cinayetleri televizyon ana haberlerinde boy boy listelenir.

Bu yıl sayısı iyice artan üç tekerli ve elektrikli bisikletler; kamyonlardan ve traktörlerden sonra başımıza iyice bela olacak gibi görünüyor. Anlaşılan o ki, bu yaz polis ve jandarmanın işi her zamankinden çok daha zor olacak. Vesselam!