Yeni nesil bilmez; eskiden dolmuşlar vardı. Garaja girdiğiniz anda pazarcı esnafı gibi ünü gidesiye bağırır, insanları kandırır, gitmeyecekleri güzergâha götürürlerdi. Olmadık yerde indirir, ortada bırakırlardı. Bundan utanmak bir yana, bir de gurur duyar; kaptanlarını kazandırdıkları için hava atarlardı.
Bizim ilk kuşak gurbetçilerden çok duyardık. İstanbul’a varır varmaz, garajda havalimanına gidecekken muavinlerin dolduruşuna gelerek başka dolmuşlara binip yanlış istikamete gittiklerini anlatırlardı garibanlar.
Safları kandırmak, dolmuş muavinlerinin birinci önceliğiydi adeta. Günümüzde dolmuş kültürü pek kalmadı ama dolmuş zihniyeti olanca hızıyla devam ediyor.
Asıl görevleri dolmuşu doldurmak olan muavinler, zaman içinde gelişerek büyüdüler. Artık sadece dolmuşu değil, kaptanı da dolduruşa getirebilecek kabiliyete ulaştılar.
Günümüzde muavinler; yanlarında çalıştıkları kaptanlarından fazla maaş alan, daha fazla sözü geçen “nitelikli eleman” durumuna gelmişler!
Küçücük Domaniç’te bile neredeyse her kapıyı bir muavine bağlamışlar. Ellerine bir kepçe vermişler, korkusuzca karıştırıyorlar.
Bunlar; abdestsiz namaz kılar, masanın üstünde Mushaf, altında viski saklar. Bir yerde ahlak, onur gibi kavramlar rafa kalkmışsa devreye adalet, hukuk, ceza girer ama bunların haktan, hukuktan, asayiş sorumlularından bile korkusu yok.
Aslında ömürleri kelebek gibi kısadır. Zaten çırpınışları da bundandır. Sahiplerinin gücü kadar ses çıkarırlar. Ama bu vızıltı, gece yatak odanıza giren sinek gibi uykunuzu kaçırmaya yeter.
Güçten çabuk zehirlenirler. Bulundukları zeminin kaygan olduğunu çabuk unuturlar. Geldikleri yerde dün borazan çalanların, bugün insanlardan köşe bucak kaçmalarından asla ders almazlar.
Araştırınca zaten hangi çöplükten geldikleri bellidir. Kimi hırsızlıktan işten atılmış, kiminin taciz dosyası rafta beklemededir. İşin aslı, yüz kızartıcı suçları pek çoktur. Bu kadar bağırmalarının altında yatan da tam olarak bu sıkıntılarıdır.
Hani derler ya; kuyumcu kapı önüne çıkıp “Gel altına gel” diye bağırmaz. Bağıran genelde pazarda çürük elma satan pazarcıdır. Mercedes araba alıyorum diye kimse sokak sokak dolaşıp megafonla bağırmaz. Bağıran olsa olsa işe yaramaz eskileri toplayan hurdacıdır.
Bir bağıran varsa, orada kalite yoktur. Oraya gitmeye gerek de yoktur. Siz hiç hastane kapısında hasta çağıran bir doktor gördünüz mü? Ama şifacı, ot satanlar bağırır…
Her neyse…
Bağırın bakalım muavinler; kaptanınız dolmuşu kullandığı sürece bağırın. Ama yarın kaptan dolmuştan indiğinde ya da indirildiğinde ağlamayın!
Sizde omurga yoktur. Bir yerlere yanaşmak için kıvırmasını çok iyi bilirsiniz; bari kendinize kıvıracak alan bırakın. Yoksa yerinize gelen yeni muavinler sizden beter çıkarsa, vay halinize!
Kaptanlara da bir çift sözümüz var:
Muavinlerinize dikkat edin;
DOLMUŞU DOLDURAN MUAVİNLER, SİZİ DE DOLDURUŞA GETİRMESİN!