Bir ilçenin hikâyesini en iyi kim anlatır?
Sokaklarını, köylerini, insanını, sevincini ve sıkıntısını bilen; düğününe, cenazesine, hayrına, şenliğine tanıklık eden biri.
Kısacası o ilçenin yerel gazetecisi.
Çünkü yerel gazetecilik yalnızca “bugün ne oldu?” sorusuna cevap vermek değildir. Yerel gazetecilik, aynı zamanda bir ilçenin hafızasını tutmak, geçmişini geleceğe taşımak ve sahip olduğu değerleri daha geniş kitlelere anlatmaktır.
Domaniç’te bunun sorumluluğu biraz daha büyüktür. Çünkü bizim anlatacak çok büyük bir hikâyemiz var. Osmanlı’nın kuruluşuna uzanan tarihimiz, Hayme Ana’mız, Şehit Sarubatu Savcı Bey'imiz ,Mızık Çamı’mız, dağlarımız, yaylalarımız, geleneklerimiz ve yüzlerce yıllık kültürel mirasımız…
Peki bütün bunları yeterince anlatabiliyor muyuz ? Bence asıl soru bu.
Domaniç’in tarihî ve kültürel değeri az değil. Eksik olan, çoğu zaman bu değeri dışarıya daha güçlü şekilde anlatabilmek. İşte yerel basının görevi tam da burada başlıyor.
Bir köyde yaşlı bir vatandaşımızın anlattığı geçmiş, belki de hiçbir kitapta bulunmayan bir bilgidir. Bir köy hayrı sadece yemek dağıtılan bir etkinlik değildir; içerisinde dayanışma, gelenek ve kültür vardır. Bir yaylada sürdürülen eski bir gelenek, yarın Domaniç’in kültürel mirasının en önemli parçalarından biri olabilir.
Gazeteci bunları görür, araştırır, yazar ve kayıt altına alır. Bugünün haberini, yarınlar için tarihleştirir.
Bu nedenle yerel gazetecilik küçümsenecek bir iş değildir. Hele ki Domaniç gibi tarihî ve kültürel zenginliği yüksek bir ilçede yerel gazetecilik, adeta ilçenin hafızasını tutma görevidir.
Kütahyalı iş insanı Nafi Güral’ın Domaniç’e ilgisi ve Bursalı gazetecilerin ilçemize gerçekleştirdiği ziyaret de bu açıdan ayrıca önem taşıyor.
Bursa’dan gelen gazeteciler Domaniç’i yerinde görüyor, insanıyla tanışıyor, tarihine ve kültürüne dokunuyor. Belki bizim yıllardır yanı başımızda gördüğümüz ve artık sıradanlaştırdığımız bir değeri, onlar dışarıdan bir gözle daha farklı görüyor.
İşte burada kendimize önemli bir soru sormamız gerekiyor: Bursa’dan gelen bir gazeteci Domaniç’in değerini görebiliyorsa, biz neden kendi değerimizi daha güçlü anlatmayalım ? Domaniç’in hikâyesi yalnızca Domaniç’te kalmamalı. Bursa’da okunmalı, Kütahya’da konuşulmalı, Eskişehir’de duyulmalı, Türkiye’nin farklı şehirlerinde merak uyandırmalı.
Onun içindir ki; bunun yolu da güçlü bir yerel iletişimden geçiyor. Domaniç’i yalnızca Hayme Ana törenlerinde veya birkaç etkinlik döneminde gündeme getirmek yeterli değil.
Domaniç'in tarihi ve kültürü yılın 365 günü yaşatılmalı. Köylerimizin hikâyeleri yazılmalı. Yaşlılarımızın hatıraları kayıt altına alınmalı. Şehitlerimiz, yerel kahramanlarımız ve kültürel değerlerimiz araştırılmalı. Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimiz belgelenmeli. Domaniç Gazetesi tamda bu anlamda üzerine düşeni haddinden fazla yapıyor aslında. Çünkü bir toplum geçmişini kayıt altına almazsa, zamanla kendi hafızasını kaybeder. Hafızasını kaybeden toplum ise başkalarının anlattığı hikâyeye mahkûm olur.
Burada biraz da kendimize dönmemiz gerekiyor. Peki biz Domaniç Gazetesi'nden ne bekliyoruz ?
"Yerel basından sürekli haber bekliyoruz."
“Bunu da yazın.”
“Şunu da paylaşın.”
“Etkinliğimizi duyurun.”
“Fotoğraf çekin.”
Peki yerel basının ayakta kalması, araştırma yapması, arşiv oluşturması ve ilçenin en ücra köyüne kadar ulaşabilmesi için ne yapıyoruz?
Yerel gazeteciyi yalnızca haber yapılacak bir yer olarak görmek doğru değil.
Çünkü güçlü yerel basın, güçlü yerel hafıza demektir.
Yerel gazeteci yanlış gördüğünde soracak. Eksik gördüğünde yazacak. Ama güzel olanı da anlatacak. Bir köyün hayrını da yazacak, bir vatandaşın başarısını da… Bir kurumun eksikliğini de gündeme getirecek, Domaniç’e katkı sağlayan bir iş insanının çabasını da…
Çünkü gazetecilik yalnızca eleştirmek değil, değeri görünür kılmaktır.
Bu anlamda, Domaniç Gazetesinin öncülüğünde gerçekleştirilen Nafi Güral’ın ve Bursalı gazetecilerin ziyareti gibi temasları da gelip geçici bir ziyaret olarak görmemeliyiz.
Bunlar Domaniç’in kendisini daha geniş çevrelere anlatabilmesi için birer fırsattır.
Ama fırsatı değerlendirmek için bizim de hazırlıklı olmamız gerekir.
Domaniç’in tarihini anlatan kapsamlı çalışmalarımız var mı? Köylerimizin kültürel envanteri çıkarıldı mı? Yerel değerlerimiz yeterince kayıt altında mı? Domaniç’in tanıtımı sadece tören dönemlerinde mi akla geliyor?
Ve en önemlisi…
Domaniç’in kendi hikâyesini anlatacak güçlü bir yerel medya desteği var mı ? Bunları artık konuşmalıyız.
Çünkü Domaniç’in anlatacak hikâyesi çok.
Sadece bu hikâyeleri daha güçlü anlatmamız gerekiyor. Domaniç’in tarihi büyük. Kültürü büyük. İnsanı büyük. Ama büyük bir hikâyeye sahip olmak yetmez. O hikâyeyi doğru anlatmak gerekir. Bizim görevimiz yalnızca bugünü yazmak değil; dünü unutturmamak, bugünü kayda geçirmek ve yarına bir hafıza bırakmaktır.
Bursa’dan gelen gazeteciler Domaniç’e bakıp bir şeyler gördüyse, biz de artık kendi ilçemize daha dikkatli bakmalıyız. Belki de yıllardır yanı başımızda duran büyük değerleri yeniden keşfetmeliyiz. Ve artık şu soruyu daha yüksek sesle sormalıyız:
Domaniç’i kim anlatacak?
Cevap açık:
Önce biz. Domaniç Gazetesi bu görevi hakkıyla yapmaya çalışıyor.
Uzun lafın kısası; Kendi hikâyemizi kendimiz yazmalı, sonra da Türkiye’ye anlatmalıyız. Yerel gazetecilik tam olarak budur. Bir ilçenin sesini duyurmak, değerini korumak ve hafızasını geleceğe taşımak…
Domaniç’in sesi duyulsun.
Tarihi unutulmasın. Kültürü yaşasın.
Ve bu toprakların hikâyesi gelecek nesillere eksiksiz ulaşsın. Yine uzun bir yazı oldu. Helal edin hakkınızı. Kalın sağlıcakla.