HER YAZ AYNI ACI

Abone Ol

Yaz mevsimi, bereket demektir. Tarlalarda hasadın başladığı, biçerdöverlerin sesinin ovaya yayıldığı, köylünün aylarca verdiği emeğin karşılığını almaya hazırlandığı günlerdir. Ama ne yazık ki son yıllarda bu bereket mevsimi, içimizi burkan bir korkuyu da beraberinde getiriyor.


Her yaz aynı endişe…

"Acaba bu kez nerede yangın çıktı?"


Geçtiğimiz hafta Güney köyü yakınlarında yükselen dumanlar, sadece Güney'i değil, bütün Domaniç'i tedirgin etti. Çok şükür ki ekiplerin ve vatandaşların özverili mücadelesiyle yangın büyümeden kontrol altına alındı. Ancak o dumanlar, hafızalarımızdaki eski yaraları yeniden kanattı.


Çünkü Domaniç, orman yangınlarına yabancı bir ilçe değil. Yıllar önce Çukurca'da yaşanan büyük yangın hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Günlerce süren mücadele, gökyüzünü kaplayan duman, küle dönen ormanlarımız... O gün yaşanan acıyı görenler, bugün yükselen en küçük dumanı bile korkuyla izliyor.


Domaniç'in en büyük zenginliği ormanlarıdır. Bu dağlar sadece ağaçlardan ibaret değildir. Her çam ve kayın ağacı, bu toprakların tarihine tanıklık etmiş sessiz birer nöbetçidir.


Bu ormanlar; yaban hayatının evidir, su kaynaklarımızın güvencesidir, temiz havamızın kaynağıdır. Aynı zamanda çocuklarımızın geleceği, dedelerimizden bize kalan en kıymetli mirastır.


Bir ağacı yetiştirmek yıllar alıyor. Belki elli yıl, belki yüz yıl… Ama küçücük bir kıvılcım, birkaç dakika içinde o yılları küle çevirebiliyor. İşte bu yüzden yanan sadece ağaç olmuyor. Geleceğimiz yanıyor, hatıralarımız yanıyor, nefesimiz yanıyor.


Hasat mevsimi boyunca herkesin çok daha dikkatli olması gerekiyor. Tarlada çalışan çiftçiden yoldan geçen sürücüye, pikniğe çıkan vatandaştan ormanda görev yapan personele kadar herkesin ortak sorumluluğu var. Çünkü orman, bir kişinin değil, hepimizin ortak evidir.


Domaniç, tarih boyunca yeşiliyle anılmış bir ilçe oldu. Hayme Ana'nın, Ertuğrul Gazi'nin, Şehit Sarubatu Savcı Bey'in vedahi Osman Gazi'nin otağ kurduğu bu coğrafyanın en büyük zenginliği, dağlarını örten çam ve kayın ormanlarıdır. Bugün bu emaneti koruyabilirsek yarın çocuklarımız da aynı gölgede nefes alacak, aynı kuş sesleriyle uyanacak, aynı temiz havayı soluyacaktır.


Geçtiğimiz günlerde Güney köyünde yaşanan yangın, hepimize bir kez daha gösterdi ki dikkat ve tedbir hayat kurtarıyor. Yangına zamanında müdahale eden tüm ekiplere, gönüllü olarak destek veren vatandaşlara ve köylülerimize teşekkür etmek hepimizin görevidir. Onların gayreti sayesinde daha büyük bir felaketin önüne geçildi.


Ancak en büyük başarımız, yangını söndürmek değil; hiç yangın çıkmayan yazlar yaşayabilmek olmalıdır.


Dileğimiz odur ki bundan sonraki yıllarda hasat mevsimi denildiğinde aklımıza duman değil bereket gelsin. Çocuklarımız siyaha bürünmüş tepeleri değil, yemyeşil ormanları görsün. Güney, Çukurca ya da başka bir köyümüzün adı yangın haberleriyle değil, üretimiyle, doğasıyla ve güzellikleriyle anılsın.

Çünkü Domaniç'in gerçek zenginliği ne toprağın altında ne de başka bir yerdedir. Domaniç'in gerçek serveti, dağlarını saran o yemyeşil ormanlardır. Ve o ormanlar, sadece bugünün değil, yarının da emanetidir.


Dileriz ki bir daha hiçbir yaz mevsiminde "Yine neresi yanıyor?" diye endişeyle gökyüzüne bakmak zorunda kalmayız. Çünkü her yaz aynı acıyı yaşamaya ne Domaniç'in ne de bu güzel ormanların artık tahammülü kaldı. Kalın sağlıcakla