OSMANLI DEVLETİ NEREDE KURULDU?

Abone Ol

Saygın Domaniçliler, anlatılması zorunluğunun cereyan etmesi üzücü ve ancak bunu unutmayı bırak, öğrenmemiş olan ve halen Türk olduğuna inananlar var. Adam arabasının arkasına tuğra yapıştırmış. Soruyorum “Osmanlı Devleti nerede kuruldu?” diye. Af edersiniz; malak gibi bakıyor.

“Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri” diyorum hazır ola geçiyorlar. “Âvni” diyorum buzağ gibi bakıyorlar. Çünkü Domaniç’i bilmiyorlar.

İnternet haberciliğinde yaygın olan ve insan sağlığını bozan bir uygulama var. Şöyle ki; Haberin başlığı “O futbolcuya rekor ödeme!” diyor. Tıklıyorsunuz. Okuyorsunuz ve ancak bir türlü o futbolcunun kim olduğunu söylemiyor. Manyaklık.

“Maçın yayınlanacağı kanal açıklandı!” diyor başlıkta. Haberi okumaya başlıyorsunuz ve kırk saat hangi kanal olduğunu söylemiyor. Metnin sonunda “Açıklanan kanal hangisi görmek için tıklayın!” diyor. Deli mesaisi.

Bu sebeple uzatmadan: Osmanlı Devleti Kütahya Domaniç’te kurulmuştur. Burada yani. Büyük Türk tarihçisi, milletvekili, yazar ve müzikolog merhum Abdullah Yılmaz Öztuna’nın (D:1930-Ö:2012) Türkiye Tarihi Külliyatı 3. Cildinde Osmanlı Devleti’nin Domaniç’te kurulduğu açık ve net bir biçimde anlatılmıştır. Kütahya İli Osmanlı Devleti’nin kuruluş mahali olan Domaniç’e ev sahipliği yapmakla beraber 1451 ile 1826 yılları arasında (yaklaşık 400 sene boyunca) Osmanlı Devleti Anadolu Eyaleti Beylerbeyliği olagelmiştir. Yani Osmanlı İmparatorluğu hükmünde Anadolu’nun başkenti olarak Kütahya tayin edilmiştir. Ek Bilgi: Rumeli Eyaleti başkentliğini ise 1382-1826 yılları arasında Sofya İli taşımıştır.

Bu durum ile ilgili konuşacak o kadar çok şey var ki… Yine de biz yurdumuzla bildiklerimizi özet olarak paylaşmaya gayret edelim.

Roma Roma’da kuruldu. Bir metropoldür. Osmanlı Devleti yaylada kuruldu. Bugün Roma halen kalabalık bir şehir. Domaniç ise orman demektir. Hengamesiz sakinlik, dinginlik, huzur demektir.

Peki Domaniç’i öne çıkaran özellikler nelerdir? Öncelikle; yayladır. Savunması nispeten kolaydır. Düşman saldırmak isterse tırmanmak zorundadır.

Bölgenin en güzel su kaynakları Domaniç yaylalarından fışkırır. Burayı tutan, suyu tutar.

Dahası da var. Domaniç ormanlarındaki ağaçların bir özelliği de 30-40 metreyi bulmaları ve kalem gibi dümdüz olmalarıdır. Bu Osmanlı Devleti’nin kurulduğu dönemde büyük ahşap gemiler yapmak isteyen otoriteler ve güçler ile ticaret ve yani münasebet yapması yolunu açmıştır.

Osmanoğulları Beyliği bir uç beylik olarak kurulmuştur. Sınırı Doğu Roma ile bitişiktir. Basit ifade ile burası bizim için bir tramplendi. Buradan zıplayıp Cihan’ı kontrol eden bir Türk Devleti kurmayı hedefliyorduk. Allah’a şükür; nasip etti.

Tıpkı Çin ile yaşadıklarımıza benzer şekilde Doğu Roma’ya vurup vurup çekiliyorduk. Dalgalar kıyıdaki kayalara vururlarken görünürde hep kaybederler. Ve ancak yıllar sonra kayanın oyulduğu görülür.

Gazi Osman Bey cülusunu dağıttığında yıl 1299 idi. Bu dönemde at hayvanı askeri nicelik için kritik idi. Bizim atlarımızın kondisyonları harikaydı. Yaylada koşarak gün geçirir ve sık talim yaptırılırlardı. Doğu Roma (Bizans) yerleşkeleri ise hep sur içindeydi. Atın dinlenmişi iyidir, evet. Ve ancak sürekli dinlenmişi değil. Süvarilerimiz Doğu Roma’ya karşı tartışmasız üstünlük sağlamışlardı.

Bunlarla beraber bizler Bizans ile kapışırken Germiyanoğulları’na arkamızı yaslayabilmemiz farklı cephelerde çarpışmak zorunluluğundan bizi uzun süre uzak tutmuştur. Bu sayede Bizans üstüne yürümek konusunda arkamıza bakmak ihtiyacından muaf olduk.

Kışın şartlar çetin olduğu için Bizans bize kış ortasında operasyon girişiminde defalarca bulunmuştur. Onların düşüncelerine göre atlarımız ahırlarında, bizler ise çadırlarımızda postlar altına sığınmış vaziyetteyizdir. Gelirler. Bakarlar ki yayla boştur. Çünkü bizler Söğüt’teyizdir. Devlet at üstündedir. Baş yerleşke lunaparktaki gondol gibi Domaniç-Söğüt arasında sürekli hareket halindedir.

“Osmanlı Domaniç’te havasından mı kuruldu? Suyundan mı?” diye sorulursa hemen “suyundan” derim.

Domaniç bizler için bir imar alanı olmadı. Domaniç Formula 1 yarışlarındaki pit stop gibiydi. Kendimizi taze tutup, temel ihtiyaçlarımızdan geri kalmamamızı sağlayan Bir Kartal Yuvası. Türk buradan hız alıp Dünya’nın en kudretli devleti ile çatışmaya giriyordu.

Olay sadece yüksek bir yerde konum tutmaktan ibaret değildir. İpek Yolu’nun son virajlarına girip Bursa’dan kıvrılarak Konstantinopolis’e gidecek olan kervanlarını gözetliyor, yollarını kesiyor, vergilendirilmemiş fiyattan mallarını satın alıyor ve sonra dilersek Bizans’a satıyorduk. Arz-talep çizgisinde Doğu Roma’ya giden arzı kontrol etmiş oluyorduk.

Hiçbir Anadolu Türk Beyliği Beyi Türkçe dışında dil bilmezken Osmanoğlu Rumca, İtalyanca, Latince ve Arapça dillerine haiz oluyordu. Hassas ve simetrik bir eğitim süreci vardı. Devleti yönetecek erkanın eğitim ve öğretimlerine verilen bu ihtimam imparatorluk Osmanlısı’nda da devam edecek ve Osmanlı medreseleri yüksek kalite eğitim sunarken Enderun’da zamanın ilerisinde bilim ve sanat etüt edilecektir. Şeyh Edebâlî gibi nice alimler bilgi ve sanatı Domaniç yörükleri için olağan kılmış ve yaylada asaleti doğal hale getirmişlerdir.

Saygıdeğer Türk Vatandaşları; lütfen Osmanlı’yı biliniz. Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti bu devletin halefidir. Devletimizi biliniz. Sahipleniniz. Emin olun; gurur duyacaksınız.