Eğitim sistemimiz yanlış, siyaset anlayışımız yanlış, dini inancımız yanlış; hem de çok yanlış!
Bu yüzden kural hep aynıdır: Bilen kazanır, inanan kaybeder.
Fatih, Konstantinopolis kapılarına dayandığında Avrupalı papazlar saraylarda inandıkları dinin meleklerini tartışıyorlarmış. Türkler İstanbul’u fethetmekle kalmamış, Fatih ile bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi de başlatan olmuşlar.
Gururlandık mı?
Zaman içinde saflar yer değiştirmiş. Fatih’in başarısı ile gururlanıp O’nu taklit eden, O’nun izinden giden torunlar; saraylarda huri, melek hesabı yaparken “Su uyumuş ama düşman uyumamış.” Partilerimizi onlar kurmuş, cemaatlerimizi onlar kurmuş, okullarımızı onlar açmış, filmlerimizi onlar çevirmiş, kitaplarımızı onlar yazmış; biz de okumuşuz…
Yeni fetihler Çin’in bulduğu barut ve baruta bağlı silahlarla, sonra Avrupalıların icadı uçaklarla yapılır olmuş.
Peki, insanlığa son yapılan Korona saldırısında kendimizi kılıçla, okla savunabildik mi? Topla tüfekle koruyabildik mi? Uçaklarımız, jetlerimiz ne haldeydi?
Bu savaşın kazananı kim oldu dersiniz? Masa başında oturan birkaç bilim adamı ve onların ülkesi, dünyada bir devri kapatıp bir devri açıverdi.
Benim çocukluğumda bizim köy çok büyüktü dostlar! Ta ki ben Domaniç’ten gidene kadar. Kütahya’yı görünce Domaniç gözümde küçülüverdi. Uçakla gökyüzüne çıkıp diğer ülkeleri keşfedince Türkiye de gözümde küçüldü. Uzaya çıktığımda ise dünyanın hiç de büyük olmadığını fark ettim. Günümüzde bu gerçeği görmek için uzaya çıkmaya gerek yok. İnternet ağı, dünyanın öteki ucuyla beni aynı masaya oturtuverdi.
Son tahlilde ben altmış yaşımda debül dübül yürümeye çalışırken, Trump seksen yaşında dünyanın başına geçmiş; dans ediyor, ettiriyor. Birileri büyürken birileri küçülmüyor, yok oluyor.
Zümer Suresi 9. ayetin “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” diyen ayeti mucizevi bir şekilde gerçekleşiyor dostlar. En fazla 50 yıl içinde bilenlerle inananlar arasında makas hiç olmadığı kadar açılacak.
O yüzden diyoruz ki:
“Ey Türk evladı, inanan değil bilen ol.
Tüketen değil üreten ol!
Sen sen ol, taklidi bırak; kendin ol!”