Domaniç’te bir Hayme Ana etkinliğini daha geride bıraktık. Binlerce insanın katılımıyla gerçekleştirilen organizasyon, ilçemizin tarihî ve kültürel hafızasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi.

Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da önce bir noktayı hatırlatmak gerekiyor: Hayme Ana’nın ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Dolayısıyla yapılan töreni “Hayme Ana’nın ölüm yıl dönümü” olarak değerlendirmek tarihî açıdan doğru bir yaklaşım değildir. Hayme Ana’nın vefatının hangi tarihte gerçekleştiğine dair kesin bir bilgi bulunmazken, belirli bir günü ölüm yıldönümü olarak kabul etmek yerine, onun şahsında Türk kadınının, Türk ailesinin ve göçebe Türkmen hayatının hatırlanması daha doğru olacaktır.

Bir başka mesele ise törenlerin ruhuyla ilgilidir. Hayme Ana’yı anarken, eğer ki ölüm yıldönümünü anacaksak, Türk ve Kayı boyu geleneklerinde ölüm yıldönümlerinin müzikli ve eğlenceli şenlikler şeklinde kutlandığını söylemek mümkün değildir. Yas, dua, mevlit, hayır ve hatırlama kültürü bizim kadim geleneklerimizde daha belirgin bir yere sahiptir.

O halde Hayme Ana etkinliğini başka bir pencereden okumak gerekiyor. Çünkü Domaniç'teki bu organizasyonun asıl güçlü tarafı, yalnızca bir anma töreni olması değil; bir göç kültürünü ve Yörük-Türkmen hayatını yaşatmasıdır.

Yayladan güzleğe, oradan Söğüt'e ve nihayet kışlağa uzanan mevsimlik göç, Türklerin asırlardır taşıdığı büyük bir hayat kültürünün parçasıdır. Hayme Ana da bu kültürün, bu göçün ve bu toplumsal düzenin sembol isimlerinden biridir.

Bu nedenle etkinliği sadece “Hayme Ana’nın ölümünü anma” şeklinde sınırlandırmak yerine, yayladan güzleğe, güzlekten Söğüt'e ve kışlağa uzanan göç geleneğinin bir devamı olarak görmek daha anlamlıdır.

Ve bu yıl ortaya çıkan tablo gerçekten görülmeye değerdi. Harika bir organizasyon oldu Domaniç icin. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Domaniç başta olmak üzere çevre ilçelerden gelen vatandaşların yoğun katılımı, çadırların kurulması, geleneksel kıyafetlerin kullanılması, Yörük-Türkmen kültürünün çeşitli unsurlarının yaşatılması; bütün bunlar Hayme Ana’nın ruhuna yakışan bir atmosfer oluşturdu.

Hayme Ana yalnızca Domaniç’in değil, geniş bir coğrafyanın ortak tarihî değeridir.

Bu nedenle çevre ilçelerden gelen vatandaşların katılımı da son derece kıymetlidir. Adeta bir “çadır anası” etrafında toplanırcasına aynı kültürün insanlarının bir araya gelmesi, etkinliğin en güzel taraflarından biriydi.

Fakat burada bir başka noktayı da söylemeden geçemeyiz. Güvenlik önlemleri her yıl olduğu gibi, bu yıl da oldukça ağırdı.

Elbette böylesine kalabalık bir organizasyonda güvenlik tedbirlerinin alınması gereklidir. İnsanların can ve mal güvenliği her şeyden önce gelir. Ancak etkinliğin tarihî ve kültürel atmosferini bozmadan, vatandaşın kendisini baskı altında hissetmeyeceği, daha ölçülü ve doğal bir güvenlik anlayışının da mümkün olduğunu düşünüyorum. Çünkü Hayme Ana’nın yaylasında insanları karşılayan şey sadece bariyerler, kontroller ve güvenlik tedbirleri olmamalı. Orada biraz da hoşgörü, misafirperverlik, birlik ve beraberlik hissedilmeli.

Sonuçta Domaniç, Hayme Ana’yı sadece anan bir ilçe değil; onun yaşadığı coğrafyaya ev sahipliği yapan bir ilçedir. Bu nedenle yapılacak etkinliklerin temel amacı, geçmişi bugüne taşımak olmalıdır.

Hayme Ana’nın tarihini doğru anlatmalı, bilinmeyenleri kesinmiş gibi sunmamalı, Türk ve Kayı kültürünün geleneklerini doğru aktarmalı ve göç kültürümüzü gelecek kuşaklara taşımalıyız.

Bu yılki yoğun katılım gösterdi ki:

Hayme Ana hâlâ bu topraklarda insanları bir araya getirebiliyor.

Şimdi yapılması gereken, bu büyük ilgiyi doğru bir kültürel anlayışla geleceğe taşımaktır.

Çünkü mesele sadece bir etkinlik yapmak değil… Mesele Domaniç’in yaylasında başlayan o büyük göçün hikâyesini, Hayme Ana’nın şahsında yeniden yaşatabilmektir.