Ağustos’un son günleri ve Eylül’e gün sayarken takvim yaprakları, Domaniç’in hafızasında değişmeyen bazı isimler, bazı tarihler ve bazı değerler yeniden hatırlanıyor.
Ağustos ayı, Türk tarihinin zaferlerle yoğrulduğu bir dönem. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a, 30 Ağustos Zaferi’nden Anadolu’nun dört bir yanında verilen mücadelelere uzanan büyük bir tarih zincirinin içinde Domaniç’in de kendine ait güçlü bir yeri var.
Fakat Domaniç için bu günlerin anlamı yalnızca zaferlerden ibaret değil.
Bu topraklarda Osmanlı’nın kuruluş hafızasını yaşatan Hayme Ana’nın adı, yüzyıllardır anlatılan bir mirasın parçası. Hayme Ana etkinlikleri her yıl yalnızca bir anma programı olarak değil, Domaniç’in tarihini Türkiye’ye anlatabilmek için önemli bir fırsat olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak tam da burada sormamız gereken bir soru var: Bu büyük tarihin içinde Şehit Sarubatu Savcı Bey’i nereye koyuyoruz?
Domaniç’in tarihini konuşurken Hayme Ana’yı anmak ne kadar önemliyse, onunla aynı tarihî hafızanın içerisinde yer alan torunu Şehit Sarubatu Savcı Bey’i hatırlamak da o kadar önemli değil mi?
Bir şehrin, bir ilçenin tarihine sahip çıkması sadece tören düzenlemekle olmaz. Tarihin bütün kahramanlarını hatırlamak, onların isimlerini genç kuşaklara aktarmak ve unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden gündeme taşımak gerekir.
Şehit Sarubatu Savcı Bey’in anılması da bu açıdan sadece bir kabir ziyareti veya belirli bir günün programı olarak görülmemeli.
Domaniç’in tarihî kimliği bir bütündür.
Hayme Ana varsa Sarubatu Savcı Bey de vardır. Zaferler varsa bu zaferlerin arkasındaki fedakârlıklar da vardır. Törenler varsa vefa da olmalıdır.
Ağustos’un sonundan Eylül’ün başına uzanan bu günler, işte bu nedenle Domaniç için yalnızca etkinlik takvimi değildir. Geçmişle bugün arasında kurulacak güçlü bir bağın başlangıcıdır.
30 Ağustos’un anlamını anlatırken Domaniç’in çocuklarına yalnızca zafer tarihlerini değil, bu toprakların tarihini de anlatmalıyız. Hayme Ana’yı anlatırken onunla aynı tarihî iklimin içerisinde bulunan isimleri de hatırlatmalıyız.
Şehit Sarubatu Savcı Bey’i anarken de bunu yalnızca birkaç kişinin omuzlarına bırakmamalıyız. Çünkü tarih, sadece kitaplarda yazan bilgiler değildir.
Tarih, mezar taşlarında, köy yollarında, yaylalarda, dualarda ve büyüklerimizin anlattığı hatıralarda yaşamaya devam eder.
Domaniç’in bugün en büyük ihtiyacı da belki budur: Kendi tarihine daha güçlü sahip çıkmak. Hayme Ana etkinlikleri her yıl daha geniş kitlelere ulaşabilir. Domaniç, Osmanlı’nın kuruluş coğrafyasındaki önemini çok daha güçlü anlatabilir. Şehit Sarubatu Savcı Bey’in adı daha görünür hale getirilebilir. Ağustos zaferleri ile Domaniç’in tarihî mirası aynı çatı altında buluşturulabilir.
Bunun için önce kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Eylül ayında Domaniç’te yine dualar okunacak, yine tarih konuşulacak,Hayme Ana anılacak.
Temennimiz odur ki bu yıl bir isim daha güçlü şekilde hatırlansın: 29 Ağustos 2026 Cumartesi günü Şehadetinin 739 . Anması yapılacak olan Şehit Sarubatu Savcı Bey. Çünkü Domaniç’in tarihi eksik anlatıldığında, yalnızca bir isim değil, bir hafıza eksilir.
Ve unutmayalım…
Zaferleri kutlamak geleceğe bakmaktır; şehitleri hatırlamak ise geçmişe vefa borcumuzu ödemektir. Domaniç, hem zaferlerine hem tarihine hem de şehitlerine sahip çıktığı ölçüde güçlüdür. Kalın sağlıcakla.