Domaniç’te 34 yıllık hastane binası yıkıldı. Bir zamanlar şifa bekleyenlerin kapısından girdiği, nice insanın umutla beklediği, nice ailenin sevinç ve hüznüne tanıklık eden o bina artık yok. Yarım asra yaklaşan hatıralar, duvarlarla birlikte sessizce toprağa karıştı.
Ancak insanın aklına yalnızca geçmişin hatıraları değil, yıkım sırasında ortaya çıkan bir başka mesele de takılıyor: Bu binayla birlikte kullanılabilir durumdaki kiremitler, kapılar, pencereler ve çerçeveler de mi yok olup gitmeliydi?
Elbette eskiyen her binanın yıkılması gerekebilir. Zaman değişir, ihtiyaçlar değişir, yeni yapılar yükselir. Buna kimsenin itirazı olmayabilir. Fakat asıl mesele, yıkılan binanın ardından geriye kalanların nasıl değerlendirildiğidir.
Domaniç’in hafızasında yeri olan bu hastane binası yıkılırken, çatısındaki kiremitlerden kapılarına, pencerelerinden çerçevelerine kadar pek çok malzeme belki de başka bir yerde yeniden kullanılabilecek durumdaydı maalesef.
Peki, bunlar için bir değerlendirme yapıldı mı? Muhakkak yapılmıştır tabiki de.
Ama asıl konu ise, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması düşünüldü mü? Yoksa hepsi molozların arasında kaybolup gitti zaten.
İşte asıl sorulması gereken soru budur.
Çünkü Domaniç yalnızca bir binasını kaybetmedi. Belki de ihtiyaç sahibi bir vatandaşın evinde kullanabileceği kiremitleri, bir ailenin kapı ve pencere masrafını azaltabilecek malzemeleri de değerlendirme fırsatını kaybetti.
Üstelik son dönemde ilçemizin Aksu,Bükerler, Çiftlik, Karamanlar ve Fındıcak köylerinde yaşanan ev ve samanlık yangınlarını düşündüğümüzde, bu konu daha da anlam kazanıyor.
Bir ailenin yıllarca emek vererek kurduğu yuvasının bir anda kül olduğunu, çatısının çöktüğünü, kapısının penceresinin yandığını düşünün. O insanlarımız yeniden ayağa kalkmaya çalışırken her bir kiremitin, her bir kapının, her bir pencerenin ne kadar kıymetli olduğunu bizden daha iyi kim bilebilir?
Yangın mağduru bir vatandaşımızın yeniden yuvasını kurabilmesi için yapılacak her katkı değerlidir. Kimi zaman bir kamyon kiremit, kimi zaman birkaç kapı ve pencere, bir ailenin yeniden hayata tutunmasına yardımcı olabilir.
Elbette hastane binasından çıkan bütün malzemelerin kullanılabilir durumda olduğunu söyleyemeyiz. Bunların güvenlik, sağlık ve kullanım açısından uygunluğunun değerlendirilmesi gerekir. Ancak kullanılabilecek durumda olanlar varsa, bunların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması neden düşünülmedi ?
Kamuya ait bir binadan çıkan malzemenin elbette kendine özgü bir mevzuatı, teslim ve kayıt süreci vardır. Şahsım olarak kuralların dışında bir işlem yapılmasını istemiyorum. Domaniç’li de istemiyor kural dışı bir şey. Tam tersine, kurallara uygun biçimde değerlendirilmesini, mümkünse sosyal yardımlaşma yoluyla gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını istiyor bu tür imkanların.
Burada mesele yalnızca kiremit, kapı veya pencere değildir. Mesele, kamu malına sahip çıkmak, israfı önlemek ve zor durumdaki hemşehrimizin yarasına merhem olabilmektir.
Domaniç küçük bir ilçe olabilir ama dayanışma kültürü büyük olmalıdır. Bir köyümüzde yangın çıktığında hepimizin yüreği yanıyorsa, o yangının ardından yeniden ev yapmaya çalışan insanlarımızın ihtiyaçları da hepimizin meselesi olmalıdır.
Bugün yıkılan hastanenin yerine zaten yeni bir hastane yapıldı. En azından ileride yıkılabilecek kamuya ait binalarımızdan geriye kalan ve kullanılabilecek malzemeleri değerlendirmek için hâlâ bir anlayış geliştirebiliriz.
Belki bir kapı başka bir evin girişinde yeniden açılır, belki bir pencere başka bir ailenin yuvasına ışık olur, belki bir kiremit yağmurdan ve soğuktan korunmaya çalışan bir vatandaşımızın çatısını örter.
Bundan daha anlamlı bir değerlendirme olabilir mi?
Buradan ilgili kurumlara ve yetkililere bir çağrıda bulunmak istiyorum: Hastane yıkımından çıkan malzemelerden kullanılabilir durumda olanlar varsa, ihtiyaç sahiplerine, özellikle de yangın nedeniyle evleri zarar gören vatandaşlarımıza ulaştırılmaları mümkün olabilir. Eğer hâlâ değerlendirilebilecek malzemeler varsa, bunların uygun şekilde ihtiyaç sahiplerine kazandırılması için bir çalışma yapılabilir.
Unutmayalım; bazen bir insanın hayatına dokunmak için yeni bir bina yapmanız gerekmez. Elinizdeki bir kapıyı, bir pencereyi, birkaç kiremiti doğru yere ulaştırmanız yeterlidir.
Domaniç’te mesele sadece yıkılan bir hastane değil; elimizdeki imkânları ihtiyaç sahibinin derdine ne kadar ortak edebildiğimizdir.
Çünkü bir binanın ömrü bitebilir ama insanlığın, vicdanın ve dayanışmanın ömrü bitmemelidir. Kalın sağlıcakla.