Geçtiğimiz günlerde Kütahya’da düzenlenen Okul Sporları Liseler Arası Kızlar İl Satranç Şampiyonası’nda mücadele eden Domaniç Şehit Ömer Halisdemir Anadolu Lisesi öğrencilerimizin il ikincisi olması, azmin ve disiplinin eseridir. Satranç tahtasında yapılan her hamle, aslında hayata atılan bilinçli bir adımdır. O genç kızlarımız yalnızca bir derece almadı; Domaniç’in geleceğine umut ekti.
Saruhanlar köyümüzden çıkan genç sporcumuz Demir Güler ise ayrı bir gurur kaynağı oldu. Turan Sancağı Teşkilatı tarafından düzenlenen 6. Turan Ödülleri kapsamında “Yılın Sporcusu” seçilmesi, Bursa’da yapılan 5. Dünya Alpagut Şampiyonası’nda elde ettiği dünya ikinciliğinin taçlandırılmasıdır. Bu başarı, imkânlardan önce inancın geldiğinin kanıtıdır.
Fakat burada çok açık bir gerçeği de cesurca konuşmamız gerekiyor: Uyuşturucu ve alkol, gençliğin en büyük düşmanıdır.
Bugün bir gencimizin satrançta kazandığı özgüveni, sporda kazandığı disiplini; yarın yanlış bir çevre, merakla atılmış bir adım ya da “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesi yok edebilir. Uyuşturucu yalnızca bir madde değildir; hayalleri söndüren, aileleri yıkan, geleceği karartan bir tuzaktır. Alkol ise çoğu zaman masum gösterilse de, özellikle genç yaşta başladığında bağımlılığa ve kontrol kaybına kapı aralar.
Biz Domaniç’te şunu net söylemeliyiz:
Gençlerimizi bu bataklığa teslim etmeyeceğiz.
Bir gencimizi spor salonuna kazandırmak, onu sokaktaki tehlikeden uzak tutmaktır. Bir gencimizi satranç turnuvasına göndermek, kötü alışkanlıklara kapıyı kapatmaktır. Bir gencimizi kültürle, sanatla, değerleriyle buluşturmak; uyuşturucuya karşı en güçlü kalkandır.
Bu mesele sadece bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Aileler dikkatli olacak, öğretmenler rehber olacak, yöneticiler imkân sağlayacak, toplum ise sahip çıkacak. Çünkü bir gencin kaybı, hepimizin kaybıdır.
Domaniç gençliği tertemiz bir geleceği hak ediyor.
Türk gençliği güçlü, bilinçli ve bağımsız bir duruşu hak ediyor. Biz yukarıda saydığımız başarı hikâyelerini çoğaltmak istiyorsak, önce tehditleri azaltmak zorundayız. Spor alanlarını artırmalı, sosyal projeleri desteklemeli, gençlerimizi yalnız bırakmamalıyız. Onları boşlukta bırakırsak, o boşluğu zararlı alışkanlıklar doldurur.
Bugün satrançta il derecesi, alpagutta dünya derecesi alan gençlerimiz, yarın bilimde, teknolojide, savunmada, üretimde neden olmasın? Yeter ki gençlerimizin zihnini ve bedenini koruyalım. Yeter ki onları bağımlılık tuzaklarından uzak tutalım. Yeter ki “bizim çocuğumuzdan bir şey olmaz” demek yerine, “bizim çocuğumuz her şeyi başarır” diyelim.
Unutmayalım ki; Domaniç ve Türklüğün geleceği gençlerimizin omuzlarında yükseliyor.
O omuzlar güçlü kalmalı.
O zihinler berrak kalmalı.
Çünkü sağlıklı bir gençlik olmadan ne güçlü bir Domaniç olur, ne de güçlü bir Türkiye.
Kalın sağlıcakla.