Geçtiğimiz gün yerel kanalların birinde, Şerif Gören ‘in yönettiği 1985 yapımı "Yılanların Öcü" filmine rastladım. Fakir Baykurt’un 1954’te kaleme aldığı o ölümsüz eser; Fatma Girik, Kadir İnanır ve Serpil Çakmaklı gibi dev isimlerin oyunculuğuyla yeniden hayat bulmuştu.

Bilirsiniz, bu roman aslında bir üçlemedir: Yılanların Öcü, Irazca’nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı. 80’li yıllarda bu üç kitabı da okumuş, çok etkilenmiştim. Köy yerinde iktidarı eline geçiren muhtarın kurduğu adaletsiz imparatorluğu ve buna direnenleri anlatır. Kara Bayram’ın anası Irazca’nın bir vasiyeti vardır ki, 40 yıldır kulaklarımda küpe olmuştur. "Oğul; köy yerinde arkan kuvvetli olacak, kardeşlerin çok olacak. Çok çocuk yap ki güvende olasın!"

Köylü bu sözün ne anlama geldiğini, "sahipsiz" kalmanın ne demek olduğunu çok iyi bilir. Bilmeyenler ise bu üçlemeyi okuduğunda anlayacaklardır.

Filmi izlerken Arif Sağ’ın "Ben de Bir İnsan Olmaya Geldim." Eserine takıldım. Gençken sadece müziği çok beğenmiştim ancak şimdi şimdi şarkının sözlerinin büyüklüğünü fark ettim.

Sahi, insan olmak ne demek? Nasıl insan olunur ki, Ben İnsan değil miyim ?

Kur’an-ı Kerim’deki anlatıya göre melekler, insanın yaratılışına şerh koymuş; onun yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek bir varlık olacağını söylemişlerdi. Hatta Şeytan, insana secde etmediği için kovulmuştu. Ancak Allah; insanın bilen, akleden, ahlaklı, ilim ve bilimle donatılmış muhteşem bir varlık olacağını işaret etmişti.

Kim Haklı Çıktı?

Şöyle bir etrafımıza, dünyaya ve tarihe bakalım: Sürekli fesat çıkaran, kan döken, çalan, çırpan ve zulmedenlere bakılırsa, melekler iddialarında haklı çıkmış gibi ! Peki, kan dökerek ve hak yiyerek dünyaya damga vurduğunu sananlar neyi değiştirdiler?

Sonuç hep aynı: Geçici sınır değişiklikleri, emanet iktidarlar, sahte şatafatlar ve hüsranla biten sonlar...

Bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım. İlim irfan sahibi, ahlaklı insanların bıraktığı eserlere... Elektriği, otomobili, uçağı, interneti bulanlar; hastalıklara şifa, doğal felaketlere karşı korunma yolları geliştirenler... Kötüler sadece kendi küçük kitlelerini "mutlu" ederken; iyiler din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin tüm insanlığın kaderini değiştirdiler.

Ayna Ayna Söyle Bana...

Herkes bu dünyaya "insan olmaya" gelir ama herkes insan kalmayı başaramaz. Nimri Dede’nin o meşhur dizelerindeki gibi; hamlıktan kurtulup pişmek, o uzun ve ince yolda dosdoğru yürümek her yiğidin kârı değildir.

Şimdi aynanın karşısına geçip kendimize sorma vaktidir: "Ben de bir insan olmaya geldim ama... Oldum mu acaba?"