Piyasaya çıkmak mı? İşte tüm meselenin önemli bir kısmı bu! Ne demek “piyasa”? Pi yasa… Yani Ꙥ yasa… 3,14 kanunu. İnsan hayatının şimdiki anının 3,14 saniye öncesine dönüş yapılabilir. Müdahale edilebilir. Ayrıca 3,14 saniye sonrasına kadar ön müdahale yapılabilir.

..?

Bir dakika yahu… Sanırım bu demek değildi piyasa. Gelin biz ciddi ciddi pazar, market, alış-veriş mevzularına bakalım. Çünkü öbür türlüsü ürkütür sürüyü.

Piyasa deyince ben ya Cadde’yi ya da Borsa’yı anlarım. Bu demektir ki İstanbul Borsası hakkında birkaç kelamım olacak. Ve ancak bu demek değil ki “Şu kazandırır, bu kaybettirir, şunu alın, bunu satın…” falan diyeceğim. Hayır. Ben daha ziyade Borsa’nın ne olduğundan, tarihinden, işlevinden, eğilimlerinden bahsedeceğim.

Borsa nedir?

Hikâyedir Borsa:

En basit ifadeyle; bizim sokakta bir kasap açılır… bu kasap çok iyi et tedarik eder… hizmet kalitesi iyidir… güler yüzlü ve temizdir… bir müddet sonra başka semtlerden insanlar sırf bu kasap için sokağa gelir olurlar… bunu gören kasap farklı bir semtte bir şube açmanın iyi olacağını düşünür… düşündüğünü yapar… gerçekten de iş daha iyi hale gelir… şube ilk dükkandan fazla iş yapar hale gelir… bunun üzerine sokağımızın kasabı yeni şubeler açmayı düşünür… bunun için yüksek sermaye ihtiyacı duyar… bunun üzerine bizim sokakta tüm dairelerin posta kutularına bir arz duyurusu yapar; “Sokağımızda ki Şenkasap (Hep şen kasaptır çünkü…) dükkan mülkünü siz değerli sokak sakinlerimiz ile paylaşıyoruz… Dükkanımızın %49 hissesi 15 Temmuz’a kadar satışta olacaktır. Saygı ile duyurulur.”… sokağımızda birçok kişi kimi %1, kimi %0,05, kimi ise %10 hisse alır… böylece kasap yeni şubeleri açarak artık orta büyüklükte bir firma halini alır… hisse sahiplerine hisse oranları kadar kârdan pay verir… bir gün belki bu firma İstanbul Borsası’na girer ve hisselerimiz Ulusal Borsa’da işlem görür… böylece hisselerimizi Borsa’da alır satarız…

“Aman! Bana ne Borsa’dan!” derken soru soruluyorsa anlatayım:

İnsanlık tarihinin ilk Borsası Aezonoi’de ortaya çıkmıştır. Çavdarhisar, Emet, Tavşanlı, Yoncalı, Tunçbilek, Domaniç coğrafyasına yayılan ahali bundan yaklaşık 5.000 yıl evvel (İlk Tunç Çağı’nda) işletmeler kurmuş, dev esnaflıklar oluşturmuş ve bir Borsa bina etmiş. Bu Dünya’nın ilk kütüphanesini açmak gibi bir durumdur. Bu; bu coğrafya insanının farklı bir ekonomik disiplini ve üretkenliği olduğunu gösterir. Aezonoi Borsa’nın yanında akan Kocasu’da (Adranos) ben balık tuttum. Yüzdüm. Bu beni Borsa’dan anlar yapar mı? Tuttuğum balıkların eti biraz azdı ancak lezzetliydi. Evet bence yapar.

Aniden ve hızla bugüne uzanırsak; artık Borsa İstanbul var. Ulusal Borsamız. İstanbul Aezonoi’in mirasını taşıyan Borsa’dır. Şöyle ki İstanbul Borsası’nın bugünkü karmaşık ticari sistemi uygulaması Galata dönemine sarkmaktadır. Yani daha Ayasofya bile inşa edilmemişken Galata’da yaşayan

yerleşik ahalinin İstanbul coğrafyasının yoğun liman faaliyetinden kaynaklanan ekonomisini yönetmek için bir kurumsal disiplin oluşturduğu görülür.

Bu bağlamda BİST yaşayan bir antik Borsa’dır.

Borsa’daki şirketlere ve sektörlerine bir bakarsanız durumun Aezonoi’dekinden pek farklı olmadığını görürsünüz. Maden firmaları, pamuk firmaları, yün firmaları, ilaç firmaları, ulaşım firmaları, bankalar, ev malzemeleri firmaları, mobilya firmaları, kerestecilik firmaları, konaklama firmaları, gemicilik firmaları vs… Bugün tablo yine aynıdır aslında. Tabii gelişen teknoloji ile oluşan yeni sektörleri saymıyorum. Otomotiv, bilgisayar, GSM operatörü vs…

Şimdilerde Borsa’nın en güzel yanı, oturduğunuz yerden hisse alabilmenizdir. Bu sıradan vatandaşların uzun süre mahrum kaldığı bir haktı. Evet Borsamız vardı. Ve ancak Tahtakale’de sağa sola koşturup “Al! Al! Al!” ya da “Hemen sat abi! Sat! Sat! Sat!” diye bağırınan adamlar ankesörlü telefonlara yapışmış vaziyette elit zümrenin hisse alış-verişlerine aracılık yapıyorlardı. Bizlerin araya girip hisse ticareti yapmamız mümkün değildi. Anca Halka Arz olursa banka aracılığı ile hisse edinebiliyorduk. Bu bariyer devrildi. Bilgisayar, internet sayesinde Borsa herkese eşit mesafeye geldi. Yeğeninize ya da torununuza 500₺ verip “Bana Türk Hava Yolları hissesi al bakalım.” diyebilirsiniz.

“Borsa güvenilir mi?”

Bu sorunun nerede sorulduğu çok önemlidir. Daha az evvel 5.000 yıllık bir yaşayan gelenekten bahsettim. Ancak aynı soruyu Habeşistan’da sorarsanız yaklaşımım farklılaşabilir.

“Şu an nasıl BİST?”

Stres. Efendim, Borsa İstanbul’da 1 Cent’den daha ucuz hisse var. Düşünebiliyor musunuz? 1 Kuruş’tan daha ucuz hisse dediğimde ne anlıyorsanız onu anlamanız gerekir. Bu durum Borsa İstanbul’un uluslararası güvenilirliğini altüst etmektedir. Şöyle ki; örneğin İngiltere futbol kulübü Manchester United’ın hisse başı piyasa değeri 20$’dır. Türkiye spor kulübü Galatasaray’ın hisse başı piyasa değeri 2 Cent civarındadır. Yani GS hissesinin değerini Manchester United’ın kine denklememiz için önce elliyle çarpmalı, çıkan sonucu ise yüz ile çarpmalıyız. Tabii ki piyasada işlem gören hisse sayısı falan gibi birçok farklı belirteç var ancak sade hisse fiyatında böylesi bir fark absürdünde ötesinde bir vaziyet. Bir kere GS bir spor kulübü. Sayısız branşta mücadele eden, onbinlerce lisanslı sporcusu olan, muazzam mülke sahip dev bir şebeke. Manchester United ise sadece bir futbol kulübüdür. Manchester United finansal açıdan Galatasaray cüssesinde değildir. Ve ancak BİST fiyatlandırmasında GS hissesi 1₺! 1 Türk Lirası! Allah aşkına; 1 Lira’ya alabileceğiniz bir şey deyiverin bana “Yeni Türkiye”de. Bu gibi durumlar uluslararası camia tarafından BİST’i külliyen güvenilmez bir imajın içine sokuyor.

“Kâr yok mu yani BİST’te?”

Şu anda görünen kâr istatistikleri enflasyonun altında. Son 4 yılda enflasyon neredeyse %700’ü gördü. Son 4 sene içinde en çok kâr getiren BİST hissesi bile %200 civarında kalmakta. Ancak erimekte olan paranın sığınabileceği bir liman görüntüsünde halen. Tabii maddi varlığı faize yatırmakta bir tercih. O da %50’ye yakın kâr vaad ediyor. “E Borsa %200 daha iyi işte.” diyebilirsiniz ve ancak aynı dönem içinde %60 zarar eden hisse de var.

“Hükümetin olayı nedir Borsa’da?”

BİST siyaset üstüdür. Borsa İstanbul’u Ankara’da ya da Washington veya Paris’teki politikacının dediği değil, New York Borsası’nda ki son eğilimler, çığır açan yeni ürünler, üretken geçen bir tarım mevsimi gibi durumlar etkiler.

Ancak ve ancak olağanüstü bir durum olur da ülke mesela 25 yıl tek fikre hapsolursa ve Borsa duruyorsa halen ayakta, o zaman demek olur ki bir mucize zaten vukuu buluyor piyasada.

O mucizenin adı üretim. Adı emek. Ekmeğini zor alan emek. Dünya’daki pek çok ülkeden fazla üreten ve ancak daha az kazanan vatandaş. Bizler bu saatin tüm çarklarını çalıştırıyoruz. Ancak ne akrebimiz dönüyor, ne de yelkovanımız.

Müsaadenizle bir tartışma ile bu anlatıyı nihayetlendirmeye gayret edeyim;

Bir ülkenin illa yalnızca bir tane mi Milli Borsası olur? Yani demek istediğim; örneğin ABD’de hem NYSE (New York Hisse Borsası) ve hem de NASDAQ (Ulusal Menkul Kıymet Satıcıları Otomatik Teklifler Birliği) adında borsalar var. Biri diğerine alternatif değil. Bazen Antakya ya da Gaziantep veya Adana’da Ortadoğu ve Mezopotamya coğrafyasındaki birçok firmanın hisselerinin işlem görebileceği bir Borsa oluşturmanın güzel olabileceğini hissediyorum. Bugün Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren bazı ciddi müesseseler var. Oralarda da üretim var yani. Mütevazı. Ve fakat var. Ve bu firmaların hisse satışına gidebilecekleri, halka arz olabilecekleri tutarlı bir bölgesel Borsa bulunmamakta.

Ancak şu da unutulmamalı; Aezonoi’in haşmetine bakınca anlaşılıyor ki herkesi bir çatı altında toplamak için uğraşılmış. 1 çatı. Evet; ABD’de iki ana Borsa var. Ve ancak Amerikan Borsaları’nın iki kere tepetaklak olduklarını ve söz konusu borsaların tarihlerinde işleme kapanmış olduklarını unutmamak gerekir. Amerikan Borsaları genç, dinamik ve zinde. Bu sebeple daha aktif. Borsa İstanbul yaşayan tarih. Sağlam, köklü ve merkezi.

Varsa Borsa

Yoksa borca