“Orçun? Orçuun? İyi misin oğlum; kendine gel. Kitlendin kaldın.”

“…”

“Orçun? Nereye bakıyorsun kardeşim sen bi saattir?”

“Bayrak.”

“Ha? Ne? Hangi bayrak? Türk Bayrağı’nı mı diyon?”

“Bi sağa dönüyo, bi sola dönüyo. Aralıksız. Bi sağa dalgalanıyor, hemen ardından sola dalgalanıyo.”

“Ne diyon ya? Bakiyim… Lan? Cidden lan? Olm rüzgar nasıl esiyo ki o zaman?”

“Bilmiyorum tertip bilmiyorum. Delirdik şakasız.”

Muhterem ahali; askerî mecrada ülkemizin, devletimizin sergilediği performans ile ilgili düşünmeyi çocukça addeden zihniyetten sıyrılıp neler oluyor özetle bir bakalım.

ABD F35 uçaklarını Türkiye’ye teslim etmeyi reddetti. F35 neden önemli? Helikopter gibi iniş kalkış yapabilen ve sesten hızlı bir jettir F35. Gelecek demektir. Peki bizim için niye önemli? Çünkü bu F35 üretim projesinde yer alan yüklenici birkaç tane ülke var idi. Bunlar: ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Türkiye, Kanada, Avustralya, Danimarka ve Norveç idi. Yani basit ifadeyle F35 uçaklarının bazı parçalarını üretmeyi Türkiye üstleniyordu. Bizim ürettiğimizin bize verilmemesi durumu var. Tam bir zıvanadan fışkırmışlık. ABD dediğinde haklı. Diyor ki “Bu Akp öyle bir yapı ki bizim F35’leri ertesi gün İranlı mühendisler incelesin diye İran’a gönderir. Olmaz. Bu kaldıramayacağımız bir risk. Uçağın iç yapısını öğrenmelerine göz yumamayız.”

Ancak iş bundan ibaret değil maalesef. ABD mevcut F16 filomuzu yenileme modernizasyon paketini de geciktiriyor. Biz bu F16’ları alırken gelecekte yapılacak modernizasyon paketleri hakkını da zaten satın almıştık. Şimdi bu durum nedir?

Anlaşılan o ki Amerika Türkiye’nin askeri bir zaaf içinde görünmesini istiyor. Sanki İran ve Rusya “Ya Türkler’in hava savunma kabiliyetlerinde sıkıntı var. Saldıracaksak iyi vakit aslında.” desinler diye uğraşıyormuş gibi sanki Birleşik Devletler.

Ne yalan söyleyeyim; kötü fikir değil. Örneğin Rusya bir gaflete düşüp bize taarruzda bulunursa Rusya’nın Karadeniz kıyıları ile bağını kesebiliriz. Hakeza İran bize davranırsa İran’ın Hazar Denizi ile bağını kesebilir ve Türk Dünyası’nı karadan kesintisiz ve yekûn bağlayabiliriz. Yani basit ifade ile; işimize gelir.

Evet. Savaş işe gelir. Hayallerden bir sıyrılın lütfen. Eğer Malezya isen savaşmaktan kâr elde edemezsin. Eğer Arjantin isen savaşmaktan kâr sağlayamazsın. Ve ancak Türkiye isen savaştan zenginlik çıkarırsın. Yahu 3.000 yıldır yaptığın şey! Ben demiyorum ki bunu sadece. Ganimeti mi unuttunuz?

Tutturmuşlar “Savaşmak bizi fakirleştirir!” Yahu tarihimizdeki binlerce savaştan neredeyse hep servet edindik. Neye göre fakirleşmekten bahsediliyor? Ayrıca TSK etki çapı sivil yaşam etkilenmeden savaş yürütebilecek kabiliyettedir.

Dünya’nın en iyi araba ve uçak lastiklerini üretiyoruz. O zaman lastik üretmeyelim. Dünya’nın en zarif ve güzel ve sağlam porselenini üretiyoruz. O zaman porselen üretmeyelim. Askerliğimiz çok iyi. O zaman hiç savaşmayalım.

Kârlı savaş var kardeşim. Bak eleman Irak’a iki kez daldı. Niye? Petrol. Bak Afganistan’a daldı. Niye? Afyon. Bak şimdi Venezuela’ya dalıyor. Niye?

Amerika’nın askeri Amerika’nın menfaatinin olmadığı yere adımını atmıyor. Ve ancak menfaatinin olduğu yere onbinlerce askerini yığmasını da çok iyi biliyor.

Savaş ekonomisi diye bir olgu var. Savaş, savaşan ülkenin sanayisine, tarımsal üretimine, gelişimci girişimciliğine doping etkisi yapabilmektedir.

Amaç savaş çığırtkanlığı yapmak değil. Ve ancak savaş artık ekonomik bir hamle haline geldi.

Ankara semalarında İHA görüldü. Ardından Libya askeri heyetini taşıyan uçak Ankara’da düşürüldü. Hükümet dosta düşmana güven vermeye devam ediyor!?

Libya ile yakınlaşan bir Türkiye vardı son bir iki yıldır. Birlikte tatbikat yapmaya kadar varıyordu iş. Buna en gıcık olan kim olabilir? Olağan şüpheli İsrail mi? Yoksa Doğu Akdeniz’de denizin dibinde bulunan gaz sebebiyle ağzının suları akan Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır mı? Mısır halihazırda Etiyopya ile su konusunda sıkıntı yaşıyor. Ve Türkiye Etiyopya’ya silah mühimmatı satıyor. İşler karıştı. Yunan, Rum ve Mısır birlikte tatbikat yapıyorlar.

Peki ya İHA? O nasıl geldi Ankara’ya kadar? Anladığımız kadarıyla Ankara’ya kadar falan gelmedi. Yani Türkiye sathını tamamen geçip Ankara’ya ulaşmış değil. Peki öyleyse açıklama nedir? Efendim; İsrail Tahran’ın kuzeybatısında bir dron karargahı konuşlandırdı. Evet! İran’ın içine askeri tesis kuruyor adam. Ancak bu öyle alıştığınız karargahlara benzemiyor: 6 katlı bir apartmanın dördüncü katında bir daire sadece. İHA’ları balkondan salıyorlar. Bulunması çok zor. Yani ülkedeki tüm evleri mi arayacaksın? “İyi de İHA’ları oraya nasıl getiriyorlar peki?” dendiğinde ise şu anlaşılıyor: İHA’ları karargahlarda monte ediyorlar. Yani İsrail’in bu uygulaması biliniyor. O İsrail ki teröristleri ceplerindeki telefonları patlatarak öldürmeyi becermiş bir yapıdır.

Türkiye kendisini uzaydan izleyen bir ülkedir. Ankara’daki İHA’nın gökyüzünde yapmış olduğu tüm hareketin kaydını tutan gözleri vardır Türkiye’nin. Türksat bu gibi işlere de yarar. Yani İHA’nın nereden çıkıp geldiğini, son 2 saatini, son 5 saatini izleyebiliriz. Çünkü hava sahamızdaki tüm uçan vasıtaları sürekli olarak görebilmekteyiz.

Bundan yüzlerce yıl önce devletlerin geleceğine yön veren elit zümreler belli senaryolar ortaya koydular. Buna göre Türkiye ve Yunanistan’ın savaşmaması imkansızdır. Çünkü bugün Anadolu’dan denize girip 400 kulaç atan Türk kendini Yunanistan adasında bulmaktadır. Bu coğrafi ahlaka aykırı bir durum. Bu Yunanistan’ın aşırı saldırgan olduğunu gösterir. Yunanistan’ın Ege’de oluşturmak istediği yapıda Çanakkale Boğazı’ndan geçen bir gemi Yunan karasularına girmeden Akdeniz’e açılamayacaktır. Buna biz nah göz yumarız!

Yani kaçınılmaz olan bir ihtilaf var ortada. Kıbrıs’ta olanlar ise KKTC ile GKRY arasındadır. Türkiye’nin Yunanistan’la yaşadığı sorun ise ayrıdır. Ege’de ya barış içinde bir çözüm bulacağız ya da vurmak zorunda kalacağız. Barış içinde? Ege’deki adalar için Hong Kong modeli uygulayalım. Ayrıca Fener Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun bütçelerini artıralım. Ha? Ne derler acaba?

Yunan’ın kazancı ne olacak peki? Yunanistan için yanı başındaki Türkiye ile arada bir sıkıntı, gerginlik olmayışı Yunan devletinin üzerinden büyük bir stresi alacaktır. Türkiye ile tam anlamda koordineli çalışan ve ekonomik anlamda Türkiye ile yapıcı ortaklık güdebilen bir Yunanistan’da refah seviyesi ve toplumsal huzur muhakkak artacaktır.

Komşuları ile sorunsuz mertebeye ulaşabilen ülkeler kesinlikle daha müreffeh olmaktadır. Bu sebeple sorunlar ertelenmemeli ve bilâkis çözülebilmeleri için aktif siyaset sergilenmelidir.

Öbür türlü şöyle çözümler var: Ada Batıran Bomba. Evet. Yer imha eden bombalarımız var. Adaları suya gömecek kapasitemiz var. Maksadınız bizi delirtmekse biz zaten yatkınız o işe.

Mikroskobik tüfek. Dürbün (mercek) hücreleri teker teker görecek kadar yakınlaştırma yapıyor. Manuel olarak hastalıklı virüs hücrelerini tetik sıkarak vuruyoruz.

Ay’daki ABD Bayrağı’nı mermi ile vuracak vaziyetteyiz artık.

“Abi sen kimden bahsediyorsun?”

Mehmet’ten bahsediyorum.

“Ha? Hangi Mehmet yav?”

Bir insan işte.

Askerde koşu… Herkes duşlardaki ön duşu istiyor. Diğer duşların su tazyiki öndekine göre daha az. Ve ön duş daha sıcak su veriyor. Herkes ilk gidip ön duşu kapatmanın derdinde. Koşuyoruz. Manyak gibi koşuyoruz hem de. Çavuş bağırıyor arkadan; “Yavaş ulan hayvanlar!”

Tekrar pervane! Muhterem ahali; 20. yüzyılın başlarında yaygınlaşan pervaneli uçaklar bir süre sonra yerlerini jet motorlu uçaklara bıraktı. Sesten hızlı uçuş pervaneli uçakları geri plana itti. Ve ancak şimdilerde görüyoruz ki havada yavaş gidebilmenin sunduğu pek çok avantaj var. Bu sebeple pervaneli uçakların tekrar yaygın biçimde kullanılacağını öngörenler var. Ki zaten İHA’lar, SİHA’lar hep pervaneli. Türkiye’nin kuruluş yıllarında Türk Bayrağı’nı semaya taşıyan Hürkuş uçağının yenileştirilmiş edisyonunun üretilmeye başlanması pervaneli uçuşun öneminin idrakinde olduğumuzu gösteriyor. Bu en azından mutluluk ve umut verici.

ATA uçağı ile Air Force 1 uçağı yan yana uçuş gerçekleştirse nasıl olur? Bakü’de uluslararası toplantı mı var? Air Force 1 Amerika’dan geliyor, Avrupa’yı geçiyor, Türk hava sahasına giriyor ve bu esnada yanına ATA geliyor. Cumhurbaşkanı ABD Başkanı’nı telefonla arıyor. Uçaklarının pencerelerinden birbirlerine bakarak sohbet ediyorlar falan…

Su altı bazukası. Türk mühendislerden, Sarsılmaz’dan istirham ediyoruz lütfen.

Amerika’da tren yolları hatları muazzam komplike bir vaziyette. Tıpkı vücudumuzu sarmalayan kılcal damarlar gibi binlerce farklı hat birbiriyle bağlanmıştır. ABD’deki tüm tren yollarının sadece %6’sı aktif olarak kullanılmaktadır. Diğer demiryollarını çim kaplamıştır. Ve ancak halen kullanılabilir durumdadır. Peki bu niye bize konu oluyor? Şundan ötürü; üzerinde uçak pisti açılabilen tren yapmak. Bildiğiniz tren. Duruyor. Üstü açılan araba gibi üzerindeki platform açılıyor ve tren dümdüz bir uçak pisti oluyor. Bu tür alışılagelmemiş girişimleri genellikle İsrail yapıyor. Kimden öğreniyor acaba?

Mete Han askeri nizamda onluk sistemi bulmuştur. Fatih Sultan Mehmet Han askeriye içinde inzibatı kurmuştur. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa (nam-ı değer Hızır Reis) denizcilik taktik, metot ve disiplininde çığır açan uygulamalarıyla Akdeniz havzasının tümünü bir tek devletin (Osmanlı) denetimine geçirebilmiştir. Mûsikînin ordugâhta kullanılmasının ve ilk askeri bandonun (Mehter) oluşturulmasının öncüsü Türkler’dir.

Askerlik… Hobimiz mi? İşimiz mi? Sanatımız mı? Refleksimiz mi? Borcumuz mu? Görevimiz mi?

“Kişiliğimiz ve karakterimiz” demek anlatmaya yeter mi?