? Ay Kupası mı? Haydi Ay’da saha kurar maça durursun da, Yıldız’da nasıl saha kuracaksın cayır cayır ortamda?

Domaniç… Güzel Domaniç… Yeşil Domaniç… Berrak Domaniç… Moralim çok dandik. Tabii aslında Dünya Kupası heyecanı her şeyin üzerinde geliyor şu an. Bununla beraber sinirimi bozan mevzuları sizlerle paylaşıp, içimi dökeceğim. Af buyurun efendim:

Türk Lirası’nın uluslararası sembolizasyonu nasıl; bilmeyenlerimiz olabilir: TRY şeklindedir. Yani biz yurtiçinde TL deriz. Dünya ise bizim TL’den bahsederken TRY diye yazar ve söyler. “Try” İngilizce’de “deneme” demektir. Denemek yani. Yapmamak yani. Denemek sadece. Ne alaka, niye böyle bilmiyorum. Yani “Y” harfi ne alaka? Bu benim gıcığıma geliyor. Hatta uluslararası bir firma temsilcisine başka bir mevzudan bahsederken laf arasında çıkıştım: “TRY ne demek be?! Ne demek istiyorsunuz olm siz? Laf mı çakıyorsunuz aklınızca?”

Ahali, uluslararası işlemleri size şöyle anlatayım; Bir kitap aldım. İngilizce. 45 Dolar ödedim. Neredeyse 1.700 para. Ne oldu biliyor musunuz? Türkiye gümrüğe takıldı kitap. Tuttular kitabı. Teslim etmiyorlar PTT’ye. Bunun üzerine PTT iade süreci başlatırken gümrük benden 7.000 para talep ediyor! Kitabı geri gönderirsem 1.700 para yanacak. 7.000 para ise bildiğin finansal terörizm. Verdim 7.000 parayı. Oldu mu peki? Hayır tabii ki de… PTT “Biz onu yolladık geri.” moduna girdi. Girdi de… acı acı girdi be kardeşim. Bizim kapıya gelen postacı durumu duyunca bir iki şey söyledi. Dediklerini yaptım. Kitap havalimanında çıktı! Daha Türkiye’den ayrılmamış yani. Da, havalimanındaki mühürlenmiş gönderi çuvallarını kim arayacak da o kitabı bulacak da beni kapıma getirecek? Yanıt PTT. Yaptılar bunu. Öğrenci olsaydım, tez için bu kitaba ihtiyaç duyuyor olsaydım sinir boşalmasından hüngür hüngür ağlardım. Tam bir stres silsilesiydi.

Diğer canımı sıkan mevzu ise şu: Ahali bu fakir Bahadır’ınızın bir iki tane internet sitesi var. Bundan yaklaşık 10 sene evvel hevesle giriştiğim bir olaydı bu. Zamanla www.atavratpusat.com , www.zehirzemberek.com ve www.sesvenefes.com gibi internet siteleri edinirken bazı uluslararası internet adresleri sahibi olma şansı buldum. Bu hukuki terminolojide Entelektüel Mülk olarak adlandırılıyor. Ve bu iş aslında sürekli ilgi isteyen bir faaliyet. Sürekli olarak yenilemeler yapılmalı, siteler taze ve sağlam mı diye denetlenmeli, gerekli ödemeler aksatılmamalı. İşte benim sorunum burada başlıyor: 10 senedir birlikte çalıştığım firma son bir aydır TL ile işlem yapmamaya başladı. Sitelerimi yenileyemiyorum! Kapanıyorlar! Üç farklı bankanın kredi kartlarıyla ile anında ödeme yapmaya çabalıyorum. Olmuyor! Firma görevlileri makul bir açıklama yapamıyor. Ve ben ne yapıyorum biliyor musunuz? Sistemin etrafında dijital anlamda bir Dünya döngüsü kadar dönüyorum ve Filipinler Pesosu ile işlem yapıyorum. Hem de Türk kredi kartı ile. Yani aynı firmada Türk kredi kartı ile Türk Lirası işlemi yapamazken Filipinler Pesosu ile yapabiliyorum. Bu benim milli onurumu kırıyor. Sinirim allak bullak oldu. 10 sene boyunca TL ile çalıştık. Şimdi ise durum bu.

Adamlar Lira’ya güvenmiyor. Suçlusu onlar mı? Bu ülkenin yöneticisi ülkenin en büyük banknotu 200 Lira’ya “200 liracık” diyebiliyorsa suçu hiç orada şurada aramaya gerek yok. Adamlar diyor ki “Ben bu web sitesini sana aylık 3.000 TL’den veririm” ve kontrat sunuyor. Bunun Dolar karşılığı 64 Dolar civarı. Ancak iki gün sonra TL değer yitirecek ve 64 Dolar olan 3.000TL olacak 50 Dolar. İşte adamlar bunu zarar etmişlik olarak görüyor. Çünkü önümüzdeki ay ki otomatik ödeme yine 3.000 TL olacak. Kontrat

gereği. Ve fakat bu 3.000 Lira’nın karşılığı çok daha az Dolar olacak. Firma vergisini Dolar ile ödüyor. Ne diyeyim ben şimdi?

Yöneticilerimizin kalite durumlarını mı konu edeceğiz? Öyleyse gelin gerçek mevzuya; Dünya Kupası’na gelelim: Kalkıp Millilerimiz’i eleştirecek halim yok. Ancak şunu demek gerek; eleme aşamasını playoff’a bırakan Milliler ABD için konsolosluktan vize alabilmemizi imkansız hale getirdi. Afedersiniz ama Amerika’nın iki ayda vize verdiği görülmüş mü? İki ay önceden randevu veriyor anca!

“Meksika’ya git o zaman.”

‘Yok ya? Sen git Meksika’ya o zaman!’

“Doğru diyorsun. Hiçbir milli takım Meksika’da kamp bile yapmıyor.”

Türk A Milli Futbol Takımı baş tacı bir bordo kuşam ile Selimiye isimli THY uçağına binerlerken şunu görüyoruz: uçağın gövdesinde hiçbir özel tasarım yok! 2002 Dünya Kupası’nda Milliler’i taşıyan uçağın gövdesi özel olarak boyanmıştı. Eskinin doğrusunu devam ettirebilecek bir dirayet bile yok! Ne Spor bakanlığında, ne de federasyonda! (Bu arada Domaniç isminde uçağı olmayan Türk Hava Yolları mı olur! Kimden olma Türk’sün sen? Domaniç kimdir, ne demektir bilmiyorsan benim milli ismimle ticaret yapma! Türk ne demektir bilmeyenin bir kere yolu bile yok demektir.)

Hepimiz biliyoruz; Milliler vatan sathında son maçına K.Makedonya ile çıktı. Dikkat çekici olan şu idi: Tribünlerde özel bir hazırlık yoktu! Lâhavlevelaguvveteillahabillahaazim. Yahu… Allah Allah… Arkadaşlar… Beyler ve hanımlar… Milliler’i Dünya Kupası’na yolcu ediyoruz. Yok mu özel bir tezahürat falan? Yok mu? E mala bağlamışsınız siz o zaman.

Milliler’in giyimi müthiş güzel. Milli kafile kuşamı her zaman olaydır zaten. Ya beğenilir, ya da çok çirkin denir. Ortası yoktur yani. Milliler’in saha dışı giyimini şimdiye dek Sarar gibi, Quicksilver gibi ve Vakko gibi üreticiler üstlendiler. Bu kupada Millilerimiz’i Damat Tween giydiriyor. Ellerine sağlık. Güzel olmuş. Biraz daha az dar kesim olsaymış iyiymiş gerçi…

ABD maceramıza gol yiyerek başladık. Venezuela’dan yedik golü. Bunun önemini falan tartışmaya niyetsizim. Beni ilgilendiren: Biz niye Venezuela ile maça çıktık yahu? Yav bu Venezuela’nın başkanı Maduro’yu ABD tavandan girip 3 saniye içinde kucaklayıp yukarı çekmedi mi? Adamın halini düşünebiliyor musunuz? Tavanda aniden delikler açılıyor, Amerikan Komando hızlı kablo halatlarla içeri dalıyor, adamı belinden bağlayıp yukarı “Çek!” diyorlar ve zırt diye çekiyorlar! Hepsi toplam 3 saniye. Ve bu operasyon olurken ABD Başkanı ne dedi? “Onu (Maduro’yu) Türkiye’ye gönderebilirim.”?! Türkiye bunu duymamış gibi davrandı. Sen ben duymasak ne olur? Alem duydu!

Verilen mesaj netti: “Türkiye’deki hükümet Dünya huzuruna tehdittir.”

Kendi vatandaşında huzur bırakmayan Dünya’ya nasıl versin be hacı?

Da, biz ne diye bu Venezuela ile maça çıktık? Bunu anlayamadım ben. Yani Türkiye ABD’ye cevap mı veriyor? “Mesajını aldık. Ve çok da tın diyoruz.” mu bu? Ya arkadaşım; Muhammed Ali’ye boksta meydan okuyana ben anca meczup gözüyle bakarım. Amerika’ya dayılananların halini net bir şekilde görüyoruz. ABD mesajını topla değil, askeriyle veriyor.

Böyle seviyesiz cevap mı olur? Tam eziklere layık. Adam birinci ağızdan tüm Dünya’nın gözü önünde Venezuela ile Türkiye’yi aynı kefeye koyuyor ve sen buna yanıt olarak Venezuela ile maç çeviriyorsun ha? Yani tokada hareket çekerek yanıt veriyorsun. Yanlış. Bu tek kelimeyle yanlış hazırlık maçı tercihiydi.

Maç esnasında gözümden kaçmayan Venezuela’lı Mendozo’nun bizim Arda’ya hızlı yumruk atmasıydı. Arda durumu iyi idare etti ve farkındalıksızca davrandı. Takımdakilerin bile göremeyeceği bir hız ve kaçamaklıkla vurdu Mendozo. Ya Arda, bu şerefsizlerin arasında afedersiniz ve ancak parmak atanı bile olur. Galibiyet üstünlüktür. Gerisi sadece ve sadece dikkat dağıtmak için var. Ancak benim anlamadığım bu Mendozo önümüzdeki yıl Arda Turan’ın takımına imza atmış. Demek ki bu adamın zeka sorunu var. Yani bir insan Jose Morinho’nun takımına imza atıp sonra Ronaldo’yu yumruklar mı? Yumruklar ise denyo demektir.

Millilerimiz’in kamp destinasyonu tuhaf bulundu: Arizona. Çöl yani. Gerçekten de Arizona’da dağ taştan başka gezecek bir şey yok. Oralara yakın bir Camp David (ABD Başkanlığı ikinci yerleşkesi) var, bir de Las Vegas var ve ancak uzak… Sanki Milli Kafile diyor ki; “Biz gezmeye gelmedik.” Hakikaten Arizona’da gece hayatı namına hiçbir şey yok. Benim başta anlattığım internet firmasının merkezi Arizona’da. Abdülkerim orayı bir ziyaret edip “Ne derdiniz var sizin Türk Lirası ile aslanım?” diye sorsa çok iyi olur aslında.

Her şeyden evvela umalım ki sakatlık yaşanmayan bir Dünya Kupası olsun. Tüm sporcular evine sıhhatli ve salim kavuşsun inşallah.

Milli. Önce temsil ediyorsun kendini. Türk Forması senin kimliğin. Senin ninnin. Millet sensin. Ve bil ki bu Türk Milleti seninle senin kadar sevinecek.