Unutmayam; böyle artık ortam. Moral, motivasyon sağlam; tamam. Ve ancak bir tam iftara oturmuşken Filistin’de akşam namazının bombalanması sonucu camideki 2 bin insanın ölümü haberine bakar sadece. İftar sofrasında beklerken küfrün zilleti ile mücadelede bulursun kendini. Kabul ya da red; velâkin bu bir gerçek: Niyet bozucu unsur, niyet tutmayı kolaylayıcı unsurdan fazladır. Hükümetçi olmadığı için hapiste hayat çürüten onbinlerin, siyaset ile-politika ile imanımızı şekillendirmeye ve biçimlendirmeye ve yani kendilerine uydurmaya çalışanların, “zenginlikle sınanan” din adamlarının, Kızılay sponsorluğunda umrelerin, yakınını göçüğe kurban vermiş madenciyi yerde tekmeleyenlerin, evinin banyosu hakkında konuşan vatandaşa “Eskiden banyon mu vardı?!” diyenlerin, zinkafı devletin resmî üslubu haline getirenlerin dönemi. Yani vakit kötülerin vaktidir. Niyet bozucu bir Dünya. Niyet bozan bir devran. Tutulan oruçlar olsun kabul her zaman.

Nihayet kavuştuk. Ramazan. Gün boyu Yaradan’ı düşünebilmek için en güzel ve doğal vesile. Seni, beni, bizi bizim gözlerimizle gören, tattığımızı bizimle tadan Allah’ı ulu orta, sağda solda ve her yerde rahatlıkla anabilmek için sebep. Ya sokakta her zaman “Allah” demek uygun düşmüyor. Tam sen “Allah” derken aynı anda arkandaki ergen kalaylı bir küfür ediyor akranına. Olmuyor. Ancak Ramazan’da durum böyle değil. Zaten ergenliğimden hatırlıyorum; oruç ile ilgili üzüldüğüm mevzu küfrün yasak olmasıydı. İmkansız gibi geliyordu bana. Arkadaşlardan biri gün boyu o kadar dolmuş ki iftarını küfür ederek açmıştı yahu! Sigara ile açanlar var falan… Alem suyla gıdayla oruç açmayı bırakmış da birbiriyle oruç açıyor yahu! Yok artık!

İlahiyat için uygun zaman Ramazan. Efendim, biraz daha ciddi bir üsluba geçiş olacağını şimdiden hissedebiliyorum: Bizler, biz insanlar bu Dünya’nın ve Alem’in efendileriyiz. Meleklerin üzerinde bir konumumuz var düşünebiliyor musunuz? Azrail’in, Cebrail’in size secde ettiğini unutmayınız ve ancak lütfen vakur olmaya devam ediniz.

Evet Yaradan’ın bizi konumlandırması bu biçimde. Bizler efendileriz. Ve fakat hepimizin gözü önünde ki şu gerçeğe bir bakabilir miyiz? Martı kuşu. Evet martı kuşu. Çok yüksek irtifalara çıkabilir, su üstünde yüzebilir, suya dalabilir, karada yürüyebilir… Bizden çok fazlasına sahip olduğu kesin. Hatta doğal seleksiyonda bizden üstün olduğu net. Uçuyor ve suya dalabiliyor!

Demek ki efendi olmak her zaman üstün olmak anlamına gelmiyor.

Cehennemcil olduğuna ikna olanlar ilahi yargıya gerek olmadığını düşünür. Bu konu onların ilgisini çekmeyebilir ve ancak ahali size şunu sormak isterim: Vefat ettiğinizde naaşınızın Ay’a defnedilmesine ne derdiniz? Sonuçta Ay demek Hilâl demek. Benim kafam karışık bu konuda. Ay. Tertemiz. Hiç kirlenmemiş… Hem de Hilâl sonuçta. Ve ancak Kıble’ye çok uzak yahu.

“Ne oldu yav? Gülmek oruç mu bozuyormuş?”

Allah ile ilgili gülmek günah mı? Allah ile ilgili ağlayınca günah mı peki? Allah’ın şakaları… Var tabii ki! Tembel hayvanı görmediniz mi? Resmen şaka o canlı mesela. Kutsal Anlatılar içerisinde de pek çok espri vardır ve ancak bunları ciddiyetle yorumlamak zorunluluğu hisseden ve hissettirenlerden ötürü bu güldürülere tebessüm dahi edemiyoruz maalesef. “Allah-u Teâla şu ayette kulunu güldürmek için açıkça şaka yapmıştır.” diyemiyor kimseler. Yahu bu tüm Kutsal Kitabe’nin külliyen gayr-i ciddi olduğu anlamına kesinlikle gelmez ki. Gülünebilir olması Kutsal Metinler’den hiçbir şey azaltmaz. Bilâkis.

Ve ancak günahı konu etmemiz tabii süreçten ötürü ise şöyle diyebilirim: Bizde (Türkler) “günah işlemek” diye bir kavram var. “İşlemek”. Nedir işlemek? İşlemek planlamaktır. Tasarlamaktır. Bunun için vakit ayırmak ve günahı tam bilinç içerisinde kurgulamaktır. Ayağın kaydı, düşerken bir küfür bastın. Yanı başında ki küçük çocuk duydu. Bu günah işlemekten ziyade günaha düşmektir. Şimdi ahali; bu açıklamadan sonra size sormak isterim: Hiç günah işlediniz mi?

Soranlar oluyor: “Hangi cemaattensin?” Benim bildiğim bir tane cemaat var: Cemaat-ı Müslîm-in.

Bir de Cemaat-ı Gayr-i Müslîm var. Yani İbranîler ve Hristiyanlar. Bunların dışındaki putperestleri ise herhangi bir cemaatten saymayız.

Bugün Hristiyan ve Museviler ile anlamadığım bir durum var: Hristiyan ya da Musevi olmak namaz öğrenmemek için bir sebep değildir ki. Bilâkis öğrenmek için vesiledir. Yani Katolik bir Amerikan Konfüçyus meditasyon ritüelini öğrenmeyi entelektüel bir mertebe olarak görmesine rağmen, Türk Şaman ayinini yapmayı öğrenmeyi sosyal bir zenginlik olarak addetmesine rağmen, Buda meditasyonunu öğrenmeyi elit seviye olarak görmesine rağmen nedense namaz kılmayı öğrenmeye bir çekimser bakıyor. Hatta bunu hiç düşünmüyor bile. Bu tuhaf bir durum. Namaz kılmayı öğrenmesi bir Hristiyan’ı Hristiyanlık’tan çıkarmaz.

Bununla beraber Tevrat ve İncil’den bir tane bir ayet bilmeyen Müslüman’a ne demeli? Son Kitab ilan olduğuna göre bir İlk Kitab var demektir. Yani matematiksel edebiyatta bu böyledir. Bir kitabın son kitap olduğu söylendiğinde ilk kitabın olduğu söylenmiş olur. Ve fakat bizim bazılarımız Tevrat ve İncil’e dokunursak dinden düşeriz sanıyoruz. Vahim durumumuz yani.

Niyet somuttur. Onu hisseden, fark eden canlılar vardır. Niyet ve nefs tıpkı suret gibidir. Gizlenemezler. Disiplin/Eğitim ile ehlileşebilirler. Evet; insan kendini ehlileştiren bir canlıdır.

Kaç dilde Allah demeyi biliyorsun? Kalkıp bana “Her dilde aynı: Allah diyorum.” diye sloganvari konuşup cevap verdin sanma. Ciddi ciddi, kaç dilde Allah diyebiliyorsun? Tanrı, Yaradan, Yarab… hiç mi bilmiyorsun? Fransızca’da? Japonca’da? Rusça’da? İngilizce’de? Hiç mi? Vay be. Belli ki kendini İlahî Yol’a adamışsın!?

Fark edilmiştir sanırım: Ramazan’nın özgürleştiriciliğinden faydalanmaya çalıştım. Yıl içinde söylenmesi uygunsuz olabilecek bazı ilahi anlatıları bu kutsî Ay’ın hoşgörüsü, sabrı ve birlikteliğine sığınarak paylaşmaya çabaladım. Pek muhterem hemşehrilerim; hepinizin Ramazan Ayı’nı gönülden tebrik eder, ibadetlerinizin kabul olmasını yüce Allah’tan niyaz eder ve herkese bolluk, bereket, birlik, beraberlik, bütünlük diler; tüm İslam Alemi’nin ve insanlığın Kutsal Ramazan Ayı’nı saygı ve samimiyetle kutlarım. Allah cümlemizi bayrama erdirsin inşallah.