Geçen hafta Çukurca Beldemizde bir yangın meydana geldi. Büyük geçmiş olsun. Rabbim beterinden korusun. Çukurca halkının birlik ve beraberliğini her birimiz hayranlıkla taktir ettik . Birlik ve beraberliklerini Rabbim daim eylesin inşallah.
Bu haftaki yazımın ilham kaynağı oldu Çukurca beldemizdeki yangın.
Maalesef ilçemizde birlik ve beraberlik sadece yangında vardı. Ne yazık ki ilçe siyasetimizde yok. Ama muhakkak Olmalı.
Yukarıda da belirttiğim gibi, Çukurca Beldemizdeki o yangın sadece bir yapının ya da bir alanın yanması değildir. O yangın, aynı zamanda vicdanlarımızın da yangınıdır. Asıl üzerinde durmamız gereken mesele, bu olayın bize bir kez daha kim olduğumuzu hatırlatmasıdır.
Çukurca halkı, yine zor bir günde refleksini göstermiştir. Panikte değil, provokasyonda değil; sağduyuda birleşmiştir. Çünkü bu belde, acı karşısında nasıl kenetleneceğini çok iyi bilir.
Hafızalarımızı biraz yoklayalım...
Yıllar önce yaşanan orman yangınlarında Çukurca ve Domaniç halkı nasıl da tek yürek olmuştu. Alevlerin önünde duran sadece itfaiye araçları değil; köylünün cesareti, gencin koşusu, yaşlının duasıydı. O gün kimse kimliğini, görüşünü, oy verdiği partiyi sormadı. Çünkü yanan orman hepimizindi.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Aynı duyarlılığı, aynı fedakârlığı, aynı birlik ruhunu neden Domaniç siyasetinde göremiyoruz?
Neden mesele Domaniç’in geleceği olunca değil de kişisel hesaplar devreye girince sesler yükseliyor?
Bugün Domaniç’in en büyük ihtiyacı;
Daha çok tartışma değil, daha çok dayanışmadır. Daha çok ayrıştırıcı dil değil, daha kapsayıcı bir anlayıştır.
Çünkü siyaset;
Memlekete hizmet etmek için vardır.
Kişisel hırsların tatmin alanı olmak için değil.
Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada Domaniç siyasetinde “ben” dili ağır basıyor. Oysa Çukurca yangınında gördük ki; “biz” olunca meseleler daha hızlı çözülüyor, yaralar daha çabuk sarılıyor.
Kimse şu gerçeği görmezden gelmemeli:
Bir belde ya da bir ilçe, ancak ortak akılla kalkınır. Birlik ruhunu kaybeden yerler, sadece zaman kaybeder. Bugün Domaniç’in kaybedecek ne zamanı ne de umudu vardır.
Çukurca halkının yangın karşısındaki duruşu, aslında siyasetçilere de sessiz bir mesajdır:
“Biz gerektiğinde bir oluruz, yeter ki samimiyet olsun.”
O halde sormak gerekir:
Yangında yan yana gelenler, neden masa başında ayrı düşüyor?
Alevlere karşı omuz omuza duranlar, neden hizmet söz konusu olunca sırt sırta dönüyor?
Bu topraklar bunu hak etmiyor.
Domaniç’in tarihi, ayrışmayla değil; Dayanışmayla yazılmıştır. Ecdadın bize bıraktığı miras, kavga değil; Birlikte ayakta kalma kültürüdür.
Bugün Domaniç siyasetinin pusulası, Çukurca’daki yangın günleri olmalıdır. O günkü samimiyet, o günkü fedakârlık, o günkü sessiz ama güçlü birlik duygusu…
Çünkü biliyoruz ki;
Birlik olunca yangınlar söner,
Birlik olunca yarınlar yeşerir.
Domaniç’in kurtuluşu, birilerinin kazanmasında değil; Domaniç’in kazanmasındadır. Ve Domaniç ancak birlikle kazanır. Birlik olup beraber kazanacağız. Bir ve beraber. Kalın sağlıcakla.