Domaniç’te siyaset olur mu?
Olur…
Ama nasıl olur?
İşte asıl mesele bu.
Yıllardır çok kavga ettik.
Çok tartıştık. Çok kırıldık.
Ve çoğu zaman bu kavgaların adı “siyaset” oldu.
Ama dönüp geriye baktığımızda şunu net bir şekilde görüyoruz:
Biz Domaniç olarak siyasetten hiç kazanmadık.
Hep kaybettik.
Kazanan kim oldu?
Biz olmadık.
Köylerimiz olmadı.
Gençlerimiz olmadı.
Yollarımız, yatırımlarımız, hayallerimiz olmadı.
Sadece kavga ettik.
“Benim adamım, senin adamın…”
“Bizimkiler, sizinkiler…”
“Şu parti, bu parti…”
Peki sonuç?
Göç veren bir ilçe.
İş bulamayan gençler.
Eksilen nüfus.
Ağır ilerleyen yatırımlar.
Şimdi dürüstçe sormak gerekiyor:
Başka çaremiz var mı?
Yok.
Çünkü küçük bir ilçeyiz.
Çünkü gücümüz birlikten gelir.
Çünkü bölündükçe küçülüyoruz.
Birleştikçe büyüyoruz.
Domaniç’in ihtiyacı olan şey parti kavgaları değil,
Domaniç’in ihtiyacı olan şey ortak akıldır.
Kim iktidarda olursa olsun,
Kim muhalefette olursa olsun,
Kim hangi görüşten olursa olsun…
Domaniç için doğru olan işin arkasında durmak zorundayız.
Yanlışsa da birlikte karşı durmak zorundayız.
Siyaseti;
Birbirimizi ezme aracı olarak değil,
Hizmet üretme aracı olarak görmek zorundayız.
Bir koltuk için birbirimizi kırmak yerine,
Bir tuğla daha koymak için yarışmalıyız.
Bugün şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Domaniç’in kaybedecek bir günü daha yok.
Gençler gidiyor.
Nüfus azalıyor.
Biz hâlâ aynı kısır döngüde dönüp duramayız.
Evet…
Domaniç’te siyaset olur.
Ama bu siyaset;
Bağıranların değil,
Çalışanların siyaseti olmalı.
Kıranların değil,
Yapanların siyaseti olmalı.
Ayrıştıranların değil,
Birleştirenlerin siyaseti olmalı.
Eğer bir gün Domaniç’te siyaset gerçekten olacaksa;
Bu siyaset Domaniç’i büyüten,
Domaniç’i güçlendiren,
Domaniç’i geleceğe taşıyan bir siyaset olmalı.
Yoksa…
Kavga ederiz,
Tartışırız,
Bağırırız…
Ama yine kaybederiz.
Ve artık kaybedecek vaktimiz yok.
Domaniç için siyaset…
Ama Domaniç’i yiyen değil,
Domaniç’i yaşatan bir siyaset olmalı.